Hikaye

Hirokitya hikayesi

Hirokitya

Maroni vadisinde, denizden yaklaşık 6 km uzakta, bir yamaçta birbirine sokulmuş yuvarlak taş kulübelerden oluşan bir köy hayal edin. Burası Hirokitya; doğu Akdeniz'in en iyi korunmuş tarih öncesi yerleşimlerinden biri ve 1998'den beri UNESCO Dünya Mirası. Porphyrios Dikaios burayı 1934'te keşfettiğinde MÖ 4000 civarına ait olduğunu düşündü, ama radyokarbon tarihlemesi kuruluşu MÖ 7000 civarına çekti.

2,5 metre kalınlığında sağlam bir taş duvar köyü dış dünyadan ayırıyordu. İçeride tholoi denen yuvarlak evler, açık avluların çevresinde kümelenmişti; her küme büyük olasılıkla bir aileydi. Köylüler buğday, arpa ve mercimek yetiştirir, incir, zeytin ve fıstık toplar, koyun, keçi ve domuz besler, geyik avlardı.

Hayat kısaydı: yetişkin erkekler ortalama 35, kadınlar 33 yaşına ulaşırdı. Ölüler, evlerin tabanının hemen altına büzülmüş hâlde gömülürdü. Sonra, MÖ 6000 civarında, köy kimsenin bilmediği nedenlerle aniden terk edildi.

Bu hikaye Vikipedi ve açık kaynaklardaki bilgilerden derlenmiştir; tarih ve sayılar kaynakla karşılaştırılmıştır. Metin CC BY-SA 4.0 lisansıyla paylaşılır. Kaynak ↗

Bu hikayeyi yerinde, doğal bir sesle dinle

Sightlore'da Hirokitya hikayesi doğal bir anlatıcı sesiyle, 5 dilde okunur. Oraya vardığında "Buradayım" de, pasaportuna damga bas.

Larnaka ve Ayia Napa'da 16 hikaye daha uygulamada

YakındaApp StoreAndroid sürümü de yolda.